Top16’da 2.Yarı CSKA Deplasmanı İle Başlıyor

by

Öncelikle 2 haftadır yazılarıma ara vermek zorunda kaldığım için özürlerimi ileterek başlamak istiyorum.

Bu iki haftalık süreçte  EL’de önce Laboral sonra Efes galibiyetleri, ardından Türkiye Kupasında kötü başlanan ve zor kazanılan Royal Halı Gaziantep maçının ardından, harika bir ikinci yarı oynayıp ilk yarıdaki kötü performansın unutulduğu bir Karşıyaka yarı finali, ve herkesi büyük hayal kırıklığı yaşatan Efes finali yaşadık. Çeşitli gitgellerin yaşandığı bu maçlarda söylenebilecek tek cümle belki de şu olabilir: Hücumda top paylaşımı yapmayıp bireyselliğe döndüğümüz her an da sıradan ve kolay yenilebilecek bir takım haline dönüyoruz. Savunmadan başlayan yardımlaşmanın hücumda da devam etmediği sürece bu takımın iyi basketbol oynaması pek mümkün görünmüyor.

Bu maçların ardından bir hafta ara verilen Top16 serüveni CSKA maçıyla tekrar başlıyor. Karşımızda herkesin bildiği gibi EL’in en iyi hücum takımı bulunuyor. Onları Rusya’da yenmek hiç de kolay değil ama imkansız demek de yanlış olur. İstanbul’da son dakikalarını kötü oynadığımız için kaybettiğimiz rakibimizi deplasmanda yenme şansımızın az olmakla beraber olduğunu düşünüyorum.

Herkes yakından tanıyor CSKA’yı , onları çok da anlatmaya gerek yok. Ancak öne çıkan bir iki şeyden bahsetmek istiyorum. Bir kere bu takım kesinlikle kısaların takımı. Itiodis geldikten sonra hem Teodosic’in hem de Jackson’ın performansları kesinlikle arttı. Bir de bunları şu sıra EL’in en formda ve en iyi oyuncusu durumundaki De Colo’da eklenince gerçekten inanılmaz bir guard üçlüsüne sahip olmuş oluyorlar. Bu üçlü Top16’da 44,6 sayı, 13,9 asist ve 11 ribaund üretiyorlar. Çoğu zaman ikisi aynı anda sahada kalıyor ve bu sayede en azı ortalama 25 dk sahada kalırken toplam aldıkları süre 73 dakikaları buluyor.

CSKA’yı yenmenin yolu bu oyuncular üzerine kurulacak baskıdan geçiyor. Bir şekilde onların verimliliklerini aşağı çekebilirsek maça ortak olma şansımız olabilir. Ancak bunun ne kadar zor olduğunu söylemek için istatistik kağıdının şut yüzdelerine de bakmak gerekli. De Colo %45, Jackson %50 Teo ise %40 ile üçlük atıyor. Bunun yanında 2 sayılık yüzdeleri de çok korkutucu: sırasıyla %55, %71 ve %41. Bu üç oyuncudan en az ikisinin aynı anda sahada olması nedeniyle mutlaka savunma konsantrasyonumuzun bu iki oyuncu üzerinde yoğunlaşması gerekicek.

Tabi bu kadar formda kısa oyuncuları varken bütün konsantrasyonu onların üzerine çekip diğer oyuncuları rahat bırakmaktan bahsetmiyorum. Çünkü bu oyuncuların devamında Sonny Weems gibi Vorontsevich gibi çok yetenekli ve herşeyi oynayabilen oyuncular da var. Pota altında da belki de kısa boyuna rağmen EL’in en sert pota altı oyuncusu Hines’da kadrolarında. Bunları sayarken ceza şutlarının en tehlikeli oyuncusu Fridzon ve Markoishvili’yı sayamadım bile.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de 76ers ile yollarını ayıran Kirilenko’yu da kadrolarına kattılar.

Tüm bu kadro zenginliğine ve yeteneğine rağmen bu takım Olmpiacos’a yenildi. Genelde maç başına 64 şut kullanırken bu maçta 53 şutta kaldılar. Yani onları durdurmak için sadece kötü şut atmalarını sağlamanın haricinde kullandıkları top sayısını da aşağı çekmek gerekiyor. Bunun için de tempoyu kontrol etmek ve mümkün olduğu kadar aşağı çekmek lazım. Kaybettikleri Olympiacos maçında bile 76 sayı attıklarını düşündüğümüzde Top16 da normal sürede en az sayıyı 74 ile bize atmışlardı. Burada yaptığımız savunmanın bir benzerini yapıp basit hatalar yapmadan maçı tamamlamak oldukça önemli. Kendi sahalarında seyirci avantajını en az yaşayan takım oldukları için büyük bir seyirci baskısıyla oynamayacak olmamız onların ritm bulamaması konusunda da bize yardımcı olabilir .

Çok zor bir maç bizi bekliyor. Bizim açımızdan sert savunması ile öne çıkan takımlardan çok hücum tarafı güçlü takımlara karşı oynamak bir nebze daha tercih sebebi olabilir. Onları 75 sayı civarında tutabilirsek kazanma şansımız olacaktır. Eğer skorları 80 ve üzerine özellikle 90 lara çıkarsa bizim hiç şansımız kalmayacaktır.

 

 

 

Ayrıca Göz Atabilirsiniz

article-image
Euroleauge

EL’de 2.Hafta.. Rakip Milano

Geçen hafta Malaga’ya son hücumda kaybeden Fenerbahçe bu hafta deplasmanda Milano’ya konuk oluyor. Oldukça tanıdık isimlerden oluşan Milano kadrosu ve basketbolunu biraz inceleyelim.

 

İtalyan temsilcisi her sene büyük ümitler ve önemli bütçelerle yeni takımlar yaratıp…

article-image
Euroleauge , Konuk Yazarlar

Atina’da Türk Gecesi

Sezonun heyecanının en yüksek olacağı finaller öncesi , en güzel basketbolun oynandığı bölümüne sekizli elemelere geldik. Euroleague basketbolunun en sert maçlarının geçtiği, takımların tüm kozlarını, planlarını ortaya döktüğü günler iki maçla başladı. Mutlak favori…

Yorum Yap

Your email address will not be published.