Maccabi-FBU:74-75.. F4’deyiz. Teşekkürler OBRADOVIC

by

Nereden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum, maçın üzerinden yaklaşık 12 saat geçti ve hala heyecanımı üzerimden atamıyorum. Maç yazılarını, yorumları , twit’leri okuyorum, her seferinde içim dolu dolu oluyor, gözlerim doluyor, kendimi zor tutuyorum ağlamamak için.

Türkiye’de yaşayan bir çok insan için bir önemi yok dün akşamki başarının. Ama ben ve benim gibi basketbola gönül vermiş üstelik bir de Fenerbahçe’li insanlar için ise dün akşamın tarifi yok. Sportif olarak en mutlu olduğum geceyi yaşadım dün akşam. Bir çok şeyden gurur duydum, duyuyorum hala. Başta Obradovic. Onu saatlerce anlatabilirim, ona hayranlığımı yakınımdaki herkes çok iyi bilir. Sadece bir basketbol coach’u değildir o benim için, bir Mentor’dur, bir İdol’dür, bir Kahraman’dır o benim için. Söylediği her kelimeyi yakalamaya, yaptığı her açıklamayı okumaya çalışırım. Bazen bench’te oturanları dönüp bir şeyler anlatmaya başladığı zamanlar onu dinlemeyip başka yere bakan oyuncuları görünce sinirden deliye dönerim. Hep derim ki ‘keşke bana anlatsa , bütün gün konuşsa bağırsa da ben de dinlesem’. Onu seyretmek onu kenarda izlemek için hayatımda ilk defa kombine aldım. İki senedir maç kaçırmadan gidiyorum. Sırf o var diye bu siteyi açıp yazmaya başladım. Onun sayesinde kopmaya çalıştığım futboldan tamamen koptum.

Birçok videosunu izledim Obradovic’in. Panathinaikos’un başındayken kazandığı bir EL şampiyonluğu sonrası yüzündeki mutluluğu ve gülümsemeyi görünce ‘ Allahım bunu Fenerbahçe’nin başındayken de görmek bana nasip olsun ‘ dedim. Dün akşam onun mutlu ve gülümseyen halini görmek benim için tarifi olmayan bir mutluluktu. Herkese tek tek sarıldı, sevincini paylaştı. Ama özellikle Glock’a yaptığı o dudak hareketi ise hiçbir zaman hafızamdan silinmeyecek 🙂 Teşekkürler Obradovic.

Takımımdaki tüm oyuncularla gurur duydum dün akşam. Özellikle maç sonundaki sevinçlerini görünce bu kadronun bir araya gelmiş olmasından büyük mutluluk duydum. Soyunma odası görüntüleri, otele giderken takım otobüsündeki enerjileri zaten tarifsiz olan mutluluğumu iyice arttırdı.

Bu takım bu sezon tam 22 maç kazandı. Barcelona, Panathinaikos, CSKA, Olympiacos ve Maccabi’yi yendi. En zor deplasmanlardan galibiyetler çıkardı. Başabaş götürüp son toplarda kaybettiği maçlar sonrasında artık son toplarda hem de deplasmanlarda maç kazanmaya başladı. Barcelona’yı ve Maccabi’yi son toplarda yendi.

Artık gurur zamanı, artık bu büyük mutluluğu yaşama zamanı. Ama biliyoruz ki takımımızın başında Obradovic olduğu sürece sevinmekten çok, çalışıyor olacağız. Daha yapacak çok işimiz var, TBL ve F4 bizi bekliyor. Biz şu an seviniyor , coşuyor ve Madrid’de takımımızı desteklemeye gitmek için organizasyonlarımızı yapıyoruz. Takım ise belki bugün dinlenip yarın yine çalışmaya başlayacak.

Maçı anlatmaya kalksam ‘yine çok uzun yazdın Okan’ diyeceksiniz o yüzden sadece bir iki olaydan bahsedeceğim.

Zisis geldiği günden beri takıma büyük katkı verdi. Sadece sahada oynanan basketbol olarak ve istatistik olarak değil. Takımın tecrübe abisi oldu, herkese destek verdi. Takımın gerçek bir takım haline gelmesinde büyük katkısı var. Saha içinde de hem Hickman’ın kendi kimliğini bulmasını sağladı, hem savunma direnciyle takımın bir savunma takımına dönüşmesine yardımcı oldu, hem de oyun organizasyonları sayesinde takımın topu daha iyi dolaştıran ve paylaşan bir takım olmasını sağladı. Ancak dün akşam öyle bir basketbol oynadı ki , maçın sonlarında Vesely’e yaptığı asistten sonra yerimden fırlayıp tv içine dalacaktım neredeyse. Herkesin elleri titrerken en zor şutları kaldırıp attı ve çemberden geçirmeyi başardı. En kritik yerlerde yaptığı asistlerle tıkanan hücumları açmayı bildi. Her maç bir veya bir kaç kahraman çıkartan takımın dün akşam en kritik yerde en kritik zamanda kahramanıydı Zisis. Teşekkürler Zisis.

Maça ilk beş başladı Kenan. Takımın tamamı gibi o da tedirgin ve etkisiz başladı . Çok kalmadı sahada ve kenara geldi. Uzunca bir süre de girmedi. Ancak maçın son topunda sahaya rakibin en önemli oyuncusu Pargo’yu savunmak için girdi. Ki o son toptan bir top önce yine savunmada işini yapmış ve top çalmayı başarmıştı. Son topta da Pargo’nun sayıya gitmesine engel oldu, sanki 19 yaşında herşeyi eleştirilen genç bir oyuncu değil de yıllardır bu takımın birinci pg’ı gibi durdu Pargo’nun karşısında. Teşekkürler Kenan.

Glock dün iyi akşamlarından birinde değildi. Çok şut kaçırdı, top kayıpları yaptı. Ama son toplarda Obradovic yine ona güvendi. O da ne için buradaysa onu yaptı. Özellikle 15,7 saniye kala 1 sayı gerideyken, Maccabi taraftarları coşmuş, savunma direnci çok artmışken , Obradovic’in her zaman yaptığı gibi yine harika  çizilmiş setin sonucunu potaya giderek sayıyla bitirdi. Teşekkürler Glock.

Vesely, Emir, Bogdan, Oğuz, Semih, Zoric, Melih , süre alan herkes terinin son damlasına kadar mücadele edip takıma katkı sağladılar.

Bjelica bizim burada olmamızda en önemli oyuncuydu bütün sezon boyunca. Bu maç ondan hiç yararlanamadık. Erken faul problemi ile hiç devreye giremedi. Onun bu kadar verimsiz olduğu bir maçta , deplasmanda, inanılmaz bir saha ortamında uzatmaya giden maçı kazanıyor olmamız bizim takım olarak ne kadar ilerlediğimizin net göstergesi.

Maccabi seyircisi maç önünde inanılmaz istekli ve maça hazırdı. Tüm salon Sarı-Mavi renklere bürünmüştü. Takımları da aslında ellerinden geleni yapıp bize direnmeye çalıştılar. Ancak her ataklarına cevap veren bir Fenerbahçe Ülker vardı dün akşam sahada. Ne zaman bir ivme yakalasalar hep onları karşı hamle ile durdurduk. Seyircilerinin enerjisi maç içinde defalarca kez düştü. Bu durumlarda maç anonsucusunun kendi parçalar şekilde bağırmasını bir çok  kez duyduk. Ne yaparlarsa yapsınlar güçleri yetmedi bize.

Bugüne kadar hiçbir yazımda hakemlerden bahsetmedim. Buna pek gerek de olmadı bir iki maç hariç. Ancak dün akşam ki hakem üçlüsünü de kutlamak istiyorum. O hakemleri bu derece adil maç yönetmeye iten de Obradovic yönetimindeki başarılı Fenerbahçe Ülker takımıdır. Yine de en zor anlarda bile seyirci ve ortam baskısı altında kalmadan ne gördülerse çalmalarından dolayı hepsini tebrik ediyorum.

Maç sonunda Obradovic F4’de kazanmak için elimizden gelen herşeyi ortaya koyacağız dedi. Benim bu söze inancım çok büyük. Bu büyük sevincin burada kalmayacağını düşünüyorum. Kazanırız kaybederiz bilmiyorum Madrid’de. Ama şunu biliyorum: Sonuç ne olursa olsun tüm Fenerbahçe’lilerin çok gurur duyacağı bir final four yaşıyor olacağız.

Takımdaki tüm oyuncular bu takımın parçası olduğu için gurur duymalılar. Bu ekibin bir parçası olmak ve gururu yaşamak herkese nasip olmaz.

Tüm camiamıza bu başarı hayırlı olsun.

 

 

 

Ayrıca Göz Atabilirsiniz

article-image
Euroleauge , Konuk Yazarlar

Finali Nasıl İzleyemedim ???

Herkese merhaba. Sitemizin  yazarlarından Furkan Zengin’in yazısı ile şampiyonluk yazılarımıza devam ediyoruz. 

 

Her şey geçen sene Berlin’de başlamıştı aslında. Son ribaund ile giden şampiyonluk sonrası Prag’a doğru giderken (dönüş uçağım oradan kalkıyordu) seneye…

article-image
Euroleauge

Vazgeçmek Yok

Fenerbahçe normal sezonu ilk dörtte bitirmek adına kritik bir Almanya deplasmanı oynadı. Brose Arena her konuk için ilgi çekici maçlara tanık oluyor. Maç öncesi Bamberg fizik dezavantajını biliyordu. Bu fizik dezavantajını aza indirmek ise…

4 Yorumlar
  1. baris bezel 3 sene önce
    Yanıtla

    çok güzel yazmışsın. senin kaliteli yazıların sayesinde ben de bu sene basketboldan daha fazla keyif aldım. teşekkürler

    • okanbaytin 3 sene önce
      Yanıtla

      çok teşekkür ederim, ne mutla bana 🙂

  2. Severek takip ediyoruz yazılarınızı.Tebrikler.

  3. Altay 3 sene önce
    Yanıtla

    ne demiş şair..

    “We Have Zeljko Obradovic. They Dont…”

Yorum Yap

Your email address will not be published.