İz Bırakanlar 18- Mehmet Okur

by

Made In Turkey All-Star Mehmet Okur

 

Mehmet Okur, 26 Mayıs 1979’da Abdullah Okur ve Nimet Okur’un oğlu olarak Yalova’da dünyaya geldi. 63 cm boyunda bir bebek olan Okur, bir buçuk yaşına kadar bronşit hastalığıyla boğuştu. 2 yaşına geldiğinde ise astım teşhisi konuldu. Annesinin uyguladığı bir yöntemle (saf zeytinyağına yatırılarak 8 gün dinlendirilen damla sakızı yedirmesi) oğlunun solunum yollarındaki balgamı dışarı atmasını sağladı. Nimet Okur’a göre o gün, oğlunun yeniden doğduğu gün oldu.

Okur, okul yıllarında derslerinden çok atari oynamakla ve futbolla ilgiliydi. Yalova Acar Spor Kulübü altyapısında kalecilik yapmaya başladı. Cem Sultan Lisesi’nde okuyan Okur gelecek vaad eden bir oyuncu olmasına rağmen, uzayan boyu nedeniyle kalecilik yapması zorlaşmaya başladı. Bu arada televizyonda izlediği NBA maçlarının etkisiyle soluğu basketbol sahasında alan Okur, Orhangazi Göktaş Fabrikaları basketbol antrenörü Ahmet Bey’in dikkatini çekti ve bu takımla birlikte idmanlara çıkmaya başladı.

 

14 yaşına gelen Okur, 1.92 m boya ulaşmıştı. Babasının desteğiyle Türkiye Birinci Basketbol Ligi kulüplerinden Oyak Renault’un genel menajeri Atilla Tapşın ile iletişim kuruldu. Burada oynamaya başlayan Okur, Türkiye Yıldız Milli Takımı’nın antrenörü Nihat İziç’in de dikkatini çekti. O sezon 1. Lig’den, 2. Lig’e düşen Oyak Renault, bir sonraki sezonda 1. Lig’e tekrar dönerken, bunda 17 yaşındaki A Takım oyuncusu Mehmet’in büyük katkıları oldu. 1996-97 sezonunda ise Oyak Renault Yıldız Takımı, Türkiye Şampiyonası’nda Efes Pilsen ve Tuborg’un ardından 3. oldu.

1997-98 sezonunda 1. Lig’de oynamaya başlayan Mehmet Okur, ilk sezonunda 4.4 sayı ve 3.3 ribaund ortalamaları ile oynadı. 1998-99 sezonunda Tofaş’a transfer oldu ve maç başına 12.4 dakika forma şansı bulan Okur, ortalama 4.6 sayı ve 4.3 ribaund elde etti. %52.6’lık üç sayı şut yüzdesi ile oynadı ve o sezon sonunda Tofaş; Türkiye Kupası, Türkiye Ligi, Türkiye Play-off ve de Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda şampiyonluğa ulaştı.

 

Tofaş’taki bir sonraki sezonunda 6.7 sayı, 5.3 ribaund ortalamaları ile oynayan ve artık 2.11 m boyundaki Okur, Türkiye Kupası Dörtlü Finali’nde “En değerli oyuncu” seçildi. 3. sezonunda Tofaş’ta ilk beşte oyuna başlamaya hazırlanan Okur, şok bir kararla Tofaş’ın kapatılmasının ardından, Efes Pilsen ile 1 yıllık kontrat imzaladı. Hedefini  Suproleague’de Final-Four oynamak olarak belirleyen, Oktay Mahmudi antrenörlüğündeki takımda önemli bir görev edindi. 8.9 sayı-6.2 ribaund ortalamaları ile oynadığı Suproleague sonunda Efes Pilsen Avrupa 3.sü oldu. O sezon, Türkiye Ligi finalinde Ülkerspor’a yenilmelerine rağmen Okur, üst üste 2. kez Dörtlü Final’in “En değerli oyuncu” su seçildi.

 

Sezon sonunda, Amerika’da başarılı geçen idmanların ardından Detroit Pistons takımının uluslararası yetenek avcısı Tony Ronzone eski bir NBA yıldızı olan kulüp başkanı Joe Dumars’ı, Mehmet’i seçmelerin yapılacağı günün sabahında özel bir idmanda izlemeye ikna etti. Aynı akşam New York, Madison Square Garden Salonu’nda yapılan Draft gecesine katılan Okur, Detroit tarafından ikinci tur 38. sıradan seçildi. Fakat Okur, bunun yerine ilk 5 başlayacağı bir sezon için Efes Pilsen takımıyla devam etme kararı aldı.

 

Okur, Milli Takım kariyerinde ise ilk kez Ankara’daki İspanya maçında sahaya ilk beşte çıktı. Euroleague’de ise ortalama 12.1 sayı, 6.6 ribaund ve 1.1 blok ile oynadı fakat Efes Pilsen takımı Final-Four’a kalamadı.

O yaz Mehmet, Orlando Yaz Ligi’ndeki etkileyici performansının ardından Detroit Pistons ile 2 yıllık ve $2.1 milyon değerinde bir kontrat imzaladı.

NBA’deki ilk sezonunda 72 maçta görev yapan, toplam 1,366 dakika forma giyen, 9 maça ilk beşte başlayan ve maç başına 6.9 sayı-4.7 ribaund-1.0 asist üreten Mehmet takımıyla birlikte Doğu Konferansı Finalleri’nde mücadele etti. Memo artık NBA çevrelerinde de konuşulduğu üzere 50 galibiyet ile sezonu Merkez Grubu lideri olarak tamamlayan Detroit Pistons takımının en önemli parçalarından bir tanesiydi.
Mehmet ve çaylak takım arkadaşı Tayshaun Prince sergiledikleri performans ve gösterdikleri potansiyel ile başkan Joe Dumars’ı ve genel menajer John Hammond’ı 2003-04 sezonunda daha fazla sorumluluk alabilecekleri konusunda ikna etmişlerdi.
Artık Mehmet’in ikinci sezonu için zorlu NBA’e geri dönüş zamanı gelmişti. Bu arada Mehmet’in o yaz ünlü bir manken ve oyuncu olan Yeliz Çalışkan ile başlayan arkadaşlığı kısa süre içerisinde farklı bir boyut kazanmış ve çift daha sonra 2004 yazı için evlilik kararı almışlardı.
O yaz Indianapolis’te düzenlenecek olan 14. Dünya Şampiyonası Türkiye için çok önemliydi. 2001 Avrupa Şampiyonası’nda kazanılan gümüş madalyanın ardından Türkiye şimdi gücünü tüm dünyaya göstermek istiyordu. Ancak Türkiye şampiyonayı ilk 4 içerisinde bitirme hedefine ulaşamadı. Milli Takımımız şampiyonun hemen başında Porto Riko ve Brezilya’ya karşı kıl payı kaybettiği maçlar sonrasında tam anlamıyla toparlanamadı. Özellikle Brezilya maçında galibiyeti avucunun içerisindeyken kaçıran Millilerimiz bu iki maçı kaybetmenin moral bozukluğunu uzun süre üzerlerinden atamadılar. 12 Dev Adam’ın Indianapolis’te hedefine ulaşamamış olduğu gerçeğine karşın Mehmet Okur bireysel anlamda büyük bir başarıya imza attı. Genç oyuncu maç başına 17.3 sayı-6.6 ribaund üreterek ve %55’lik isabet yüzdesi ile Dünya Şampiyonası’nın en iyi 10 oyuncusundan bir tanesi olarak gösterildi.
2003-04 sezonu Mehmet ya da artık NBA’de anılmaya başlandığı adıyla “Memo” için çok da kolay olmayacaktı. Takımda yaşanan antrenör değişikliği sonrasında Rick Carlisle’ın yerini Larry Brown almıştı ve bu Mehmet için yeni bir uyum süreci anlamına geliyordu. Tecrübeli pivot Elden Campbell’ın takıma katılmasıyla birlikte Memo’nun ilk beş hayalleri yine çabucak suya düşmüş gibi görünüyordu fakat Memo kenardan gelmeyi kabullenerek ve çalışmaktan bir an olsun vazgeçmeyerek azmini korudu vekendisini kısa bir zaman sonra da ilk beşte buluverdi. Pistons kulübünün tarihine altın harflerle yazılan 13 maçlık galibiyet serisi de Mehmet’in ilk beş oynadığı dönemde yakalandı. Ancak sezon ilerledikçe takımın hedefi de değişmeye başladı. Yıldızları her geçen gün biraz daha parlayan Mehmet ve Tayshaun Prince’e ve de 2004 NBA Seçmelerinde 2. sıradan seçilen Sırp pivot Darko Milicic’e tecrübe kazandırmak, sorumluluk vermek ve onları geleceğe hazırlamak anlayışı sezon ilerledikçe yerini yavaş yavaş daha büyük hedeflere ve beklentilere bıraktı.

 


Rasheed Wallace, Lindsey Hunter ve Mike James’i almak için yapılan takas takımın en azından Doğu Şampiyonluğu için mücadele edeceğinin ve NBA şampiyonluğunu umut ettiğinin habercisiydi. Wallace x 2 kombinasyonunun yaptığı ani etki ile takım bir başka önemli rekora imza attı. Pistons, ardı ardına 7 maçta da rakiplerini 70 sayı barajının altında tutmayı başarmıştı. Memo bu durumda yeniden yeni olduğu kadar da eski rolüne soyundu ve kenarda beklemeye başladı. Takımda işlerin yolunda gitmesi onun için de bu durumu biraz olsun kolaylaştırdı. 54 galibiyet kazandıktan ve Merkez Grubu’nu Indiana Pacers’ın ardından 2. sırada tamamladıktan sonra DetroitPistons, gözünü Play-off’a dikti. Sezon içerisinde 71 maçta görev yapan Memo 33 maçta sahaya ilk beşte çıkmış ve maç başına 9.6 sayı-5.9 ribaund-1.0 asist-0.9 blok üretmişti. İstatistiklerinde görülen hatırı sayılır yükselmenin yansıra şut, serbest atış ve de 3 sayı şut yüzdelerini de etkileyici düzeyde yükseltmeyi başaran Memo, bu performansıyla birçok takımın da dikkatini çekmeyi başardı. Her ne kadar eski antrenörü Rick Carlisle, Memo’nun dış şutlardaki başarısını dikkate alarak onun bu özelliğinden çoğu zaman faydalanma yoluna gittiyse de, Larry Brown neredeyse Memo’ya 3 sayılık şut atmasını yasaklayan ve onu daha çok sırtı dönük oynamaya iten bir anlayış içerisinde oldu. Birbirinden çok farklı iki mentalite arasındaki bu geçişi yapmak Memo için pek de kolay olmadı. Çünkü Oyak Renault’taki ilk günlerden itibaren dış şutlar onun en büyük silahlarından bir tanesi olmuştu. Artık Detroit ile yolları ayırmanın zamanı gelmişti. Utah Jazz’ın yaptığı astronomik 50 milyon Dolarlık teklifi kabul eden “Memo” 2004-05 sezonunda artık Jazz forması altında efsane koç Jerry Sloan’ın talebesi olacaktı. Utah Jazz’daki ilk sezonunda, Play-off’a kalamayan takımda 12.9 sayı ve 7.5 ribaund ortalamalarıyla oynadı. Bu dönemde 2006 Dünya BasketbolŞampiyonası’nda Türk Milli Takımı’nda oynamayacağını açıkladı ve bu nedenle de ciddi eleştirilere maruz kaldı. Okur Utah’daki ikinci sezonunda ise elde ettiği 18.0 sayı ve 9.1 ribaund ortalamasıyla gözle görülür bir artış gelişme gösterdi.

Bu arada Allen Iverson‘ın sakatlığı nedeniyle kadrodan çıkartılması üzerine 2007 NBA All-Star maçı Batı Konferansı kadrosuna dahil edildi. Karşılaşmada 4 sayı, 2 ribaund ve 1 asist ile oynayan Mehmet Okur, NBA tarihinde All-Star seçilen ilk Türk oyuncu oldu.

2008-09 Sezonunu 17 sayı ortalaması ile bitiren Okur, 10 Ağustos 2009 tarihinde Utah Jazz ile olan sözleşmesini iki yıllığına uzatacak olan anlaşmaya 21 milyon dolar karşılığında imza attı.

 

22 Aralık 2011’de 2015 ikinci draft hakkı karşılığında New Jersey Nets’e takas oldu

15 Mart 2012’de, Shawne Williams ve korumalı birinci tur draft hakkı ile Okur, kısa forvet Gerald Wallace karşılığında Portland Trail Blazers’a takas oldu.

22 Mart 2012’de, NBA’de takas döneminin son gününde New Jersey Nets’ten Portland Trail Blazers’a takas edilen Mehmet Okur, yeni takımı tarafından serbest bırakıldı. Takım bulamayan Mehmet Okur, 8 Kasım 2012 tarihinde basketbolu bıraktığını açıkladı.

 

 

Sevgiler,

 

 

Ayrıca Göz Atabilirsiniz

article-image
Euroleauge , Konuk Yazarlar

Başladık

 

Sonun F4 olmasını dilediğimiz bir Euroleague sezonuna başladık. Pek umduğumuz bir başlangıç olmasa da basketbol sahnesinde perde denmiş olması hepimizin içini mutluluk ile doldurdu.

 

Gelelim dün akşam ki maça, fena başlamamış olsak da maçın başından…

Yorum Yap

Your email address will not be published.