İz Bırakanlar 16 Drazen Petrovic

by

THE MOZART OF BASKETBALL  – BASKETBOLUN MOZART’I  DRAZEN PETROVIC

Avrupa’nın gelmiş geçmiş en iyi basketbolcusu kim diye sorulsa çok farklı cevaplar alınacağına eminim. Bazen kendi kendime bile ikilemde kalıyorum ama sonunda kazanan hep Drazen oluyor. Sanırım ondan çok daha iyisi gelse bile Jordan’ı her daim dünyanın en iyisi olarak kabul eden gönlüm, Drazen için de aynı mantıkla seçim yapıyor. 22 Ekim 1964 günü o zamanki Yugoslavya bugünkü Hırvatistan’ın küçük bir sahil kasabası olan Sibenik’te başlayıp, 7 Haziran 1993’de  yağmurlu bir Ingolstadt günü sona eren bir bir hayatın hikayesidir okuyacaklarınız.

Jole ve Biserka ‘nın küçük oğlu;  Alexander’ın ( Aco ) kardeşi olarak 1964 yılının Ekim ahyında Sibenik’de dünyaya gelen küçük çocuğun ileride bir basketbol dehası olacağını o gün kimse bilmiyordu. Çok küçük yaştan itibaren basketbol ile tanışmasında abisi Alexander’ın etkisi vardı. Fakat Drazen’in içindeki basketbol tutkusu abisinden çok daha ileri seviyedeydi. Yaşıtları ile Sibenik’de yer alan küçük açık sahada saatlerce basketbol oynar ama bu yetmez sonrasında ya da öncesinde saatlerce şut çalışırdı. Annesi Biserka onun bu durumunu sağlıklı bulmayıp bir psikoloğa götürdüğünde psikologdan aldığı cevap Drazen’in hayatının özetidir aslında.

“ Oğlunuz saha dışında melek gibi bir insan ama iş basketbola ve saha içine gelince içinde adeta bir şeytan var “

Çocukluğundan beri çok çalışmayı ilke haline getiren Drazen bunun karşılığını 15 yaşında Sibenka A takımında oynayarak almıştır. 1981 -1982 ve 1982 -1983 yıllarında Sibenka takımını Korac kupası finaline kadar taşısa da o dönemin iyi kadrolarından birine sahip olan Limoges’a karşı iki finali de kaybetmiştir. Henüz 17 yaşında iki kere Korac finali görmüş bir oyuncudur. Aslında kariyerinin ilk şampiyonluğunu da Sibenka ile elde etmiştir. 1982-1983 sezonu finalinde son saniyede attığı iki serbest atışla KK Bosna’yı yıkmasına rağmen o zamanki Yugoslav Federasyonu, hakemlerin hatalı karar verdiğini öne sürerek, maçı iptal edip tekrarının oynanmasına karar vermiştir. Tekrar maçına çıkmayan Sibenka o senenin şampiyonluğunu KK Bosna’ya vermiştir.

1984 yılına geldiğimizde tüm Yugoslavya’da konuşulan Sibenik’li genç basketbol dehası Drazen Petrovic Yugoslavya’nın en önemli kulüplerinden biri olan Cibona Zagreb’e transfer olmuştu. Cibona’daki ilk sezonunda beklendiği gibi domine etti tüm sezonu. Yugoslavya lig şampiyonluğu ve kupa şampiyonluğu arkasına 36 sayı attığı Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Real Madrid’i geçerek üçüncü kupayı da Cibona müzesine getirdi. Real Madrid’in ilk dikkatini çektiği maç da bu maç olmuştu zaten. Cibona’da olduğu 4 sene boyunca 37,7 sayılık bir ortalama tutturan Drazen özellikle lig maçlarında 40,50,60 sayı atıyordu.

1986 yılında Portland Trail Blazers onu 60. Sıradan seçti. Fakat Drazen’in henüz NBA’e gitmek gibi bir niyeti yoktu. Aslına bakılırsa o dönem Yugoslavya’da sporcuların 28 yaşından önce yurtdışına transfer olması yasaktı. 1988 yazında Real Madrid Drazen için 4 milyon USD ödedi, ancak sorun şu ki Drazen henüz 23 yaşındaydı ve Yugoslavya Spor İdaresi transferine karşı çıkıyordu. Karşı çıkmalarının en önemli sebeplerinden biri başka sporcuların da onun yolunu izlemesinden korkmalarıydı. Jose Antonio Arizaga isimli menejer o günlerde yaşadıklarını şöyle anlatıyor.

“ Drazen’in coachu ve Mirko Novosel ile konuştum. Bana Yugoslavya’da doğru miktarda harcanan para ile çözülemeyecek hiçbir sorunun olmadığı ve Drazen’i götürmeyi başarabilirsem bunun büyük bir kaosa yol açacağını söylediler. “

Uygun ve sıralı liste ile rüşvet ödemelerini yapan Arizaga sayesinde Petrovic Madrid’in yolunu tutar. Cibona’da geçirdiği dört yılı bilançosu ise muazzamdır.

  • 2 Yugoslavya Lig Şampiyonluğu
  • 3 Yugoslavya Kupası
  • 2 Euroelague (Şampiyopn Kulüpler) Şampiyonluğu
  • 1 Eurocup (Kupa Galipleri) Şampiyonluğu
  • 1 Korac Kupası Şampiyonluğu

Real Madrid’de de sezonu domine etmesine rağmen lig şampiyonluğunu 5. Yani son maçta ezeli rakipleri Barcelona’yenilerek kaybederler. Drazen sampiyonluğu kaybetse de Kral Kupası’nda Barcelona’ya sahayı dar ederek kendi kariyerine ver kulübün müzesine  bir kupa daha eklemeyi başarmıştır. Aynı sene Avrupa Kupa Galipleri Kupası finalinde İtalyan temsilcisi Snaidero Caserta’ya karşı 62 sayı kaydederek kendisine ait olan bu alandaki rekoru yenilemişti. O sene kırdığı başka bir rekor daha vardı ki halen daha kırılamadı bu rekor. Kaybetmiş olsalar da Drazen’in final serisinin dördüncü maçında attığı  42 sayı  ve 8 üç sayılık atış isabeti bulma rekorları halen daha kırılabilmiş değil. Real Madrid’de geçen bir sezonun ardından Drazen artık NBA opsiyonunu düşünmeye başlamıştır.

Drazen’in NBA’e bu kadar geç gitmesinin sebeplerinden biri orada yalnız kalacağını düşünmesiydi. Yugoslav Milli Takımı iyi bir takımdı ama özellikle 1967-1968 -1969 jenerasyonunda çok yetenekli gençler vardı. Aleksandar Djordjevic Zarko Paspalj Dino Radja Toni Kukoc ve Vlade Divac gibi isimler A Takıma Petrovic Arapovic Obradovic gibi tecrübeli isimlerin yanına eklenmişlerdi. İşte bu kadronun en dikkat çeken isimlerinden biri olan Partizan’ın genç yıldızı Vlade Divac milli takımda Drazen’in oda arkadaşıydı. Aynı odayı paylaşarak başlayan bu arkadaşlık ilerleyen yıllarda birbirlerinin en yakın arkadaşı olmalarına kadar uzanmıştı. 1989 yılı draftinde Lakers 1. Tur 26. Sıradan Vlade’yi seçmişti. Vlade Divac zaten gitmeyi kafasına koymuştu. Aynı yıl Zagreb’de yapılan Avrupa Şampiyonası’nda Yugoslavya takımı tüm turnuvayı domine ederek hatta tabiri caizse “ Show “ yaparak Avrupa Şampiyonu olmuştu. Drazen için artık Avrupa’da ulaşılacak bir hedef veya kupa yoktu. Yeni bir meydan okumaya ihtiyacı vardı ve en yakın arkadaşı da NBA için oynamaya hazırdı. Drazen de kararını verdi ve Portland yolunu tuttu.

Kariyerinin en sönük ve en zorlu zamanlarını geçireceği Portland günleri başlamıştı. Portland’ın Drazen’den beklediği daha çok ceza şutu denebilecek 3 sayılık atışlardı. Bir deo dönemin Portland kadrosu sadece Portland için değil NBA için bile aşırı lüks bir guard rotasyonuna sahipti. Clyde Drexler Terry Porter ve Danny Young gibi üç önemli yıldızın yanına eklenen Drazen aldığı süreden memnun değildi. Sadece iki sezon önce için sıradan bir lig maçında 40-50 sayı atan bir oyuncu için hele katlanılması son derece zor bir durum. İlk senesinde sahada ortalama 12 dakika kalabilen Drazen yaklaşık 7.5 sayılık bir ortalama ile sezonu tamamlamıştı. Avrupa’da sezonu neredeyse 35 sayı ortalaması ile tamamlayan bir oyuncu için büyük bir farktı bu.

1990 yılının yaz ayları Avrupa’da oldukça hareketli geçiyordu. Berlin Duvarı’nın yıkılması Sovyetler’in Doğu Avrupa üzerindeki hakimiyetinin azalması ile birlikte özgürlük yanlısı milliyetçi hareketler karşılık bulmaya başlamıştı. Tito’nun ölümünden sonra Yugoslavya’da da bağımsızlık sesleri yükselmeye başlamıştı. Avrupa’da bu gelişmeler olurken Petrovic Yugoslavya Milli Takımı ile Arjantin’de yapılan Dünya Şampiyonasındaydı. Burası NBA değildi ve kimse Petrovic’e limit koymuyordu. Yugoslavya adeta şov yaparak finale kadar gelmişti ve finalde rakip Sovyetler Birliği’ydi. 1988 Seoul Olimpiyatlarında kaybettikleri maçın rövanşı sayılırdı bu maç, Sovyetler de Sabonis yoktu ve bu sefer Yugoslavya daha kuvvetli bir takımla gelmişti. Petrovic bir maestro gibi takımını yönetip 18 sayı ile maçı tamamlamıştı. Maçın yıldızı ise 20 sayı atan Zarko Paspalj olmuştu. Ne olduysa zaten maç sonu oldu. Hırvatistan bayrağı ile sahaya giren bir seyirci oyunculara yaklaşıp kutlamalara dahil olmak isterken Divac taraftarın elindeki Hırvatistan bayrağını alıp attı. İşte tam bu nokta Drazen ile en yakın arkadaşının arasına kara kedi gibi girdi.

Dünya Şampiyonası dönüşü Drazen Portland’da oynamaya devam ederken Hırvatistan’da işler karışıyordu. Portland’da zaten mutsuz olan Drazen bir de ülkesindeki savaş yüzünden endişe duymaya başlamıştı. Kariyeri boyunca benchte oturmaya alışkın olmayan Drazen 1991 yılının Ocak ayında Portland yönetiminden takasını istedi. Üçlü bir anlaşma ile New Jersey Nets’in yolunu tutan Petrovic’in süreleri hemen arttı. O sezonu 20 dk ortalama ve 12.5 sayı ile bitirirken Amerikalılara yavaş yavaş kim olduğunu göstermeye başlamıştı. Bir sonraki sezon Drazen ve Derrick Coleman’ın yanına Kenny Anderson’u katan Nets iyi bir uyum yakalıyordu bü üçlü arasında. Drazen oynadığı süreyi 37 dk seviyesine çıkarırken sayı ortalamasını da 20ye çıkarmıştı her şeyden önemlisi Avrupa’dan alışık olduğu yıldız oyuncu seviyesine yeniden erişmişti.

1992 yılı yaz olimpiyat oyunları her basketbolseverin aklında yer eden bir organizasyon olmuştu. ABD artık olimpiyatlara NBA’de oynayan profesyonel oyuncuları getireceğini  açıklamıştı. Hemen akabinde 92 kadrosu açıklandı. Malone Jordan Bird Magic ve diğerleri. Finaldeki Rakipleri ise Hırvatistan adına oynayan Petrovic ve saz arkadaşları olmuştu. Sonuç 117-85 ABD galibiyeti olsa da Hırvatların fundamentali özellikle onları küçümseyen ABD’lileri çok etkilemişti. Olimpiyat ardından New Jersey’e dönen Drazen 1992 1993 sezonunda sayı ortalamasını 22.3e kadar çıkarmıştı. % 45 üç sayı ve % 52 saha içi isabet oranıyla sene sonu En iyi 3. Takıma seçilmişti. Sene içinde NBA’in en skorer ilk 13  oyuncusundan biri olmasına rağmen bu 13 isim arasından ALL STAR maçına davet edilmeyen tek isimdi.

Her şey Drazen’in istediği gibi gidiyordu. Drazen milli takım için oynamayı her zaman ön planda tutmuştu. Özellikle bağımsızlıktan sonra Hırvatistan milli takımı ile her maça çıkmaya ayrı özen gösteriyordu. Hırvatistan’ın başarısının yeni kurulan bu ülkenin tanınmasında rol oynayacağını düşünüyordu. 1993 yazında Avrupa Şampiyonası için eleme maçları oynamak üzere Berlin’e geldi. Aslında Hırvatistan Petrovic olmadan da kolaylıkla şampiyonaya katılım hakkı elde edebilirdi ama o kaptan takımıyla birlikte olmalı diyerek maçlara gelmişti. Maçlar bittiğinde takım Zagreb’e uçakla dönerken Drazen izin alıp kız arkadaşı ile buluşmuş ve araçla dönmeye karar vermişti.

7 Haziran 1993 akşam saat 17:00 civarı Ingolstadt yakınlarında Drazen’in kız arkadaşı direksiyon başındadır. Yağmurlu bir hava vardır ve karşı şeritten gelen bir TIR kaza yapmamak için direksiyonu kırarak ters istikamete girmiştir. Küçük bir rampanın tam bitişinden meydana gelen bu olaydan dolayı rampayı hızlı bir şekilde çıkan Petrovic’in kız arkadaşı TIR’ı gördüğü anda frene bassa bile yerlerin de kaygan olmasının etkisiyle doğrudan TIR’ın altına girmişti. Kaza sırasında Drazen uyuyordu ve emniyet kemeri takılı değildi. Tıpkı Radivoj Korac’a olduğu gibi, Yugoslav basketbolu bir başka harika çocuğunu daha yağmurlu bir yaz gününde trafik kazasına kurban vermişti. Basketbol adına yapacak çok şeyi olan Drazen Petrovic’in ani ölümü herkesi şok etmişti. Cenazesine yüzbinlerce insan katıldı. Halen Mirogoj’da bulunan mezarlığı adeta bir anıt mezar gibi ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Ayrıca Göz Atabilirsiniz

Yorum Yap

Your email address will not be published.