İlk Transfer Adayımız : James Nunnally

by

Geçen seneki kadronun korunması ile birlikte bu sene takıma yeni katılacak oyuncu sayısı çok azaldı. Sadece Hickman takımdan ayrıldı ve onun yerine bir oyuncu alınacak ve bu konudaki ihtiyacımız o varken bile çok netti. Hickman’dan ne bekliyorduk ve Hickman nasıl bir oyuncuydu? Gerektiğinde 1 numaraya geçebilecek, ama aslen net 2 olan, topla potaya gitmeyi birinci opsiyon olarak düşünen, fiziksel yeterliliği yüksek, ceza şutlarını iyi kullanan, savunmada sırıtmayan bir oyuncuydu. Ve geçen sene ondan yeteri kadar verim alamazken takımın en önemli eksiği,  potaya giden delici bir oyuncuydu. Bogdan, Datome, Kalinic ve Melih , pozisyonları potaya daha uzak değerlendirmeyi tercih eden oyuncular. İlk konsantrasyonları boş şutu yakalamak, sadece uygun bir boşluk bulduğunda potaya gitmeyi seven tipler. Halbuki kendi yetenekleri ile önceliği potaya gitmek olan, delici bir kısa takımın en önemli ihtiyacı.

Bu bağlamda bir oyuncu bekliyorduk sezon başından beri. Bununla beraber 4 numaraya da bir yabancı alınır diye düşünüyor konuşuyorduk. Ancak anlaşılan bizim teknik ekibin kafasındaki senaryo bu değil. 3 Numaraya bir oyuncu transfer edip, daha çok Kalinic arada sırada da Datome’yi 4 numarada kullanmak. Bu da sezonu yine 8+1 yabancı ile oynayacağımızı ve bunun yanında yerli transferi yapacağımızı gösteriyor.

Bu girişin ardından takımın transfer gündemindeki James Nunnally’yi inceleyelim. 2,01 cm boyunda net bir 3 numara Nunnally. Üniversite kariyerinde 15 civarında sayı, 5,5 civarında ribaund 2 civarında da asist ortalamalarıyla oynamış. Ancak sonrası biraz karışık. Bir türlü uzun süreli ve garanti kontrat alamıyor Nunnally. Bir D-League bir NBA , bir yaz ligi gidip geliyor. Ardından 2014-15 sezonun başlarında önce 7 maçlık bir İspanya deneyiminin ardından sezonun geri kalanı için İsrail’e Maccabi Ashdod takımına transfer oluyor. 2015-16 sezonu için de İtalya’da Avelino takımına imza atıyor. Geçen senenin tamamını burada geçiren Nunnally İtalya Liginin MVP si seçiliyor. Bu başarısının ardında 18,4 sayı, 4,4 ribaund, 2,1 asist gibi ortalamalar var 26 yaşındaki oyuncunun.

Avelino’da takımın en önemli parçalarından biriydi Nunnally. Ortalama 31,7 dk sahada kalıyordu ve 18,4 sayıyı %52,1 saha içi, %41,2 üç sayı yüzdeleriyle yakalamıştı. Ayrıca %90,8 lik serbest atış yüzdesinin de altını çizmek lazım.

Bu kadar rakamın ardından biraz da oyun şekline bakalım Nunnally’nin. Hücumdan başlamak gerekirse, beklediğimiz tarzda delici bir oyuncu olmadığını söyleyerek başlayabiliriz. 2,01cm boyunda , fizikli ve güçlü bir oyuncu olmasına rağmen, hatta topla ilişkisi çok da fena değilken önceliği potaya gitmek değil. Aslında hücum anlamında çokça Datome’yi andırıyor. Eğer topla çok oynamaya kalkarsa bir şekilde hatalı yürüme ya da bir şekilde top kaybı yapabiliyor. Topu eline aldığında bir iki dripling ile kendine şut pozisyonu hazırlamayı seviyor. Hiç potaya gitmiyor demek doğru olmak, eğer bir açık bulursa tabi ki gidiyor, ama ne zaman bu işi zorlamaya kalksa, o zaman mutlaka olumsuz bir sonuç çıkıyor.

Şut istatistikleri gayet tatmin edici. Ama şut şekline baktığımızda da bir ayrım olduğu net. Mesela Dixon gibi hareketli, dripling üzerinden, veya perdeden çıkarak attığı şutlarda yüzdesi oldukça düşük. Ama set hücumunda bitirici olarak top buna geldiği zaman el bile olsa önünde daha yüksek yüzdeli atıyor. Şutlarını genelde kanatlardan kullanıyor, tepeden şutları çok az kullanıyor. Zaten dediğim gibi screen lerin ardından koşarak çıkıp topu almak gibi bir alışkanlığı yok. Ancak spacing konusunda çok dikkatli ve doğru pas açılarına geçip boş şutlar için kendini hazırlıyor.

Eğer fizik olarak kendinden daha zayıf bir savunmacı ile karşılaşırsa anında alçak posta gidip sırtı dönük oyunu zorluyor, fena da bitirmiyor. Eğer yardım gelirse bu defa da yardım getirenin hücumcusunu bulabiliyor. Sadece bu alçak post oyunlarında değil, oyun zekası fena değil, saha görüşü de, haliyle pas trafiğinde , asist veya asist öncesi pası verme konusunda da başarılı.

Önemli özelliklerinden biri de fast break lere çok hızlı çıkması. Savunma ribaundu alan oyuncu eğer kafasını kaldırıp bakarsa öbür potaya en yakın kişi olarak Nunnally’i görebilir. Hızlı koşmasının yanında bitirme arzusunun da çok yüksek olması nedeniyle mutlaka hücumu sonuçlandırıyor. Çokça sayı, bazen faul, çok nadir blokla sonuçlanıyor. Buradaki tek olumsuz konu, eğer kendi yanında veya önünde bir takım arkadaşı yoksa, rakip 4 kişi geri koşmuş bile olsa sonuna kadar potayı zorluyor ve hata yapıyor.

İşin biraz da savunma tarafına bakalım. Bir kere hocamızın sevdiği şekilde 5 numara hariç herkesi savunabiliyor. Çabuk ayakları var ve birebirde gayet iyi bir savunmacı. Ancak şunu farkettim ki, eğer hücum oyuncu şut fake’i ile oynayan biri ise bu fake’lere kolay aldanıyor. Ve o fake’i yedikten sonra adamını kaçırıyor. Bunun dışında yanından geçip gitmek çok kolay değil. Eğer adamı pas açısında değilse, veya şutu risk edilebilecek biriyse mutlaka içeriye yardıma geliyor. Bunu bazen çok abartıp kendi oyuncusunu fazla risk ediyor. Genel olarak düşündüğümüzde onun hakkında çıkan kötü savunmacı yorumlarına katılmadığımı söyleyebilirim. Bizim takım savunması içinde gayet başarılı olacağını düşünüyorum.

Mental olarak da ben beğendim açıkçası. Özgüveni de yüksek bir oyuncu olduğu için, doğru şutu bulduğu zaman önceki 3 şutu kaçırmış olsa bile çekinmeden kaldırıp atıyor. Takım olarak çok geri düşseler bile oyundan düşmüyor, bildiği oyunu oynamaya devam ediyor. Daha önce yazdığım gibi yaklaşık 31 dk civarında sahada kaldığı için enerji olarak da gayet tatmin edici.

Sonuç olarak büyük bir yıldız almıyoruz ama yetenekleri, potansiyeli ve kapasitesi açısından, takıma fazlasıyla katkı vereceğini düşünüyorum. Belki onun 3 numaradaki süreleri arttıkça Bogdan biraz daha 2 numara gibi oynayıp oyuna daha fazla hükmedecektir. Bir kişinin yazdığı gibi aslında topu elinde çok isteyen bir oyuncu değil Nunnally. Oyunun ona gelmesini bekliyor. Oyunu da topla kurmuyor, daha çok oynanan set içinde pas trafiğini ve akışkanlığını sağlıyor, yine aynı Datome gibi. Eğer transfer gerçekleşir ve takıma katılırsa gelecek seneye çok daha farklı bir kariyeri olabilir. Obradovic ve Fenerbahçe sayesinde çok daha saygın bir oyuncu olacağını düşünüyorum.

Ayrıca Göz Atabilirsiniz

article-image
Euroleauge , Konuk Yazarlar , Slider

Acı Reçete

İlk dört için son şansını kullanmak üzere çıktığı maçta Fenerbahçe Real Madrid’e kaybederek play off larda evsahibi olma avantajını yitirdi. Sarı Lacivertliler maça Sloukas, Datome ve Benett’den yoksun dar bir rotasyon ile başlamak zorundaydı…

article-image
Euroleauge , Slider

Bir Hikayenin Sonu

Geçen sene Madrid hikayemizden beri 15 Mayıs 2016’yı bekledim. Orada yenilmiş olmak hatta yenilmekten beter olmuş olmak bizim enerjimizi bitirmemişti. Çok güzel bir hafta sonu geçirmiş, takımımızla gurur duyarak bunun bir başlangıç olduğunun bilincinde…

article-image
Slider , TBL

Efes Final Serisi Başlıyor

Obradovic’in geldiğinden beri ilk defa oynayacağı Efes play off serisi öncesi birkaç başlıkta öne çıkan faktörleri değerlendirelim.

  • Kadro Genişliği : 2 günde bir yapılan maçlar oyuncular üzerindeki mental ve fiziksel yorgunluğu fazlasıyla arttırıyor. Bu konuda…

Yorum Yap

Your email address will not be published.