Gururlan Fenerbahçeli, Dünyanın En Güzel Takımı Senin

by

Seri öncesinde bir çok tedirginlik vardı tüm Fenerbahçe’lilerin üzerinde. Son 5 maçını kazanmış olmaları, sahasında sadece 1 maç kaybetmiş olmaları, 20,000’nin üzerinde Avrupanın en ateşli seyircisine sahip olmaları, bütün şehir olarak maça hazırlanıyor olmaları, kaç senedir F4 yapamıyor olmalarının açlığı onların artıları olarak gözükürken, bir de bizim eksilerimiz yani,  OAKA’da Pana’yı Obradovic geldikten sonra bile hiç yenememiş olmamız, atletik oyunculardan oluşan takımlara karşı zorlanıyor olmamız, bütün sezon bir türlü istediğimiz basketbolu oynayamamış olmamız, geçen seneye göre bireysel performanslarda çok geride kalmamız, bir çok maçta tüm takım oynayamamın getirdiği, görevlerin tam olarak oturmamış olması, çoğu zaman tıkanan hücumlara çözüm bulamamamız, bir çok maçı son saniyelerde kaybetmiş olmamız, kazanma alışkanlığımızı devem ettirememiz,  gibi bir çok faktör vardı.

 

Belki benim aklıma gelmeyen başka maddeler de eklenebilir. Tüm bunlardan daha büyük bir faktör var ama unutulmaması gereken : ZELJKO OBRADOVIC. Bogdan’ın herşeyi yapmasını, Ekpe’nin sürünmesine rağmen hala harika oynamasını saatlerce konuşabiliriz. Ama asıl Obradovic’i konuşmak lazım. Evet Obradovic Fenerbahçedeyken OAKA’dan hiç galibiyet çıkaramamıştı. Bunun içinde mutlaka duygusal faktörler de vardı. Daha önce de konuşmuştuk, Obradovic oraya HİÇ KAZANMAK ZORUNDA gitmedi. Artık kazanması gerekiyordu ve kazandı.

 

Bir çok hazırlık yaptı Obradovic teknik olarak taktik olarak mental olarak. Takımı Ülker Arena’da antremana çıkarken OAKA’da yapılan tezahüratları tüm antreman sırasında salon hopörlerinden yayınlayarak hazırladı mesela. Rakibin en büyük avantajlarından birini yani saha ve seyirci avantajını mümkün olduğu kadar minumuma indirmekti öncelikli amacı. Bunu da farklı yöntemlerle başardığı çok ortada. Bu sene Maccabi deplasmanı için Tel Aviv’e gitmiştik. O salonda maçı canlı izlerken bir çok şeyi daha iyi anlamıştım. Tüm maç belki iyi oynamamıştık ama asıl dağıldığımız yer seyircinin gaza gelip coştuğu ve bizim de sindiğimiz andı. Bırakın geri dönmeyi öyle bir dağılmıştık ki yaptığımız hataları bizim takımda daha önce hiç görmemiştik.

 

OAKA’da ise 16 sayı geriden geldi bu takım ilk maçta. Rakip coşmuşken, taraftar azmışken geri geldi. Hem de 3.çeyreğin ortaları olmuşken. Ne zaman seyirci gaza gelse hep bir tepki verip susturdu tribünleri Fenerbahçe. Çünkü hazırdık buna, hazırlamıştı coach. İkinci maçta son kurşununu sıkmaya hazırlayan rakibe karşı da çok iyi hazırlamıştı takımı. Saha çıkmadan önce tahtaya önce “1” yazıp sonra sildi. Unutun bunu ve çıkın bu maçı alın dedi. O kadar kolaydı ki dünkü maçı kaybetmek, kim ne diyebilirdi takıma , alması gereken bir galibiyeti almıştı takım zaten. Kimse bırakmadı, sonuna kadar savaştı takım, hiç önemli değildi serinin kaç kaç olduğu, bir maç vardı önümüzde ve takım onu kazanmak istiyordu, çünkü bunu Obradovic istiyordu.

 

İki maça da aynı beşle başladı mesela Obradovic. Kalinic’in risk edileceğini biliyordu, onu özel olarak çalıştırdı, sadece savunma yapmasını değil hücumda insiyatif almasını istedi. Ve yine tavşanı çıkardı şapkadan geçen seneki Real Madrid serisi gibi. Maç içinde işler yolunda gitmediğinde hep bir çözüm buldu , bazen kısa beşler bazen uzun beşler kurdu. Hiç rakip ne yapıyor ne önlem almalıyım demedi. Pascual onu izlemek zorunda kaldı, baktı bizim iki uzunlu sistemle başa çıkamıyor bu sene hiç yapmadığı şeyi yapıp Bourousis ile başladı maça. KC Rivers hep kenardan gelirdi ve çok daha öldürücü darbe vururdu ama baştan o kozunu kullanmak zorunda kaldı. Hiç geri adım atmadı Obradovic hiç telaş yapmadı.

 

Calathes gibi bir adamın özgüvenini yerle bir etti mesela Obradovic. Eski öğrencisinin bütün yetenekleri bilen Sırp Coach hep şutunu risk ettirdi, o ettirdikçe kaçırdı Calathes, kaçırdıkça sinirlendi, sinirlendikçe daha çok hata yaptı.

 

Rotasyon rotasyon diye bütün sene herkes eleştirdi Obradovic’i. Yaptı mı rotasyon ? Hayır. 4 oyuncu hiç süre almadı, Antic 7 dk sahada kaldı. 7,5 kişi ile maçı bitirdi. Kim ne diyecek şimdi Obradovic’e. Desinler hadi eleştirsinler rotasyon için.

 

Bir Türk takımının bugüne kadar görmediği bir seviyeye taşıdı Fenerbahçe’yi. En zor maçları kazanan, en zor salonlardan çıkan, büyük farkla geri düşmesine rağmen hiç bir maçı bırakmayan, takımıyla gurur duyuran seyirciler yaratan, bir takım haline getirdi bizi. Sadece galip geldiğimiz için , F4 yaptığımız için mutlu değiliz bugün. Gururumuzdan mutluyuz, bu takımın taraftarı olduğumuz için. Konuşmaya , anlatmaya doyamıyoruz takımımızı.

 

Şimdi Ülker Arena’da Euroleague sezonu için büyük ihtimalle son kez izleyeceğiz bu güzel takımı Salı gecesi. Gururla karşılayacağız ve bağrımıza basacağız. Bir şeyi biliyoruz artık tartışma götürmeyen. O da bu takım herşeyi yapabilir ve her zaman sonuna kadar mücadele eder. Belki bu sene de Euraleague kupası gelmeyecek , umarım gelir. Ama gelmese de bizim bir takımımız var adı “Dünyanın En Güzel Takımı” , başında dünyanın en iyi basketbol adamı adı “Zeljko Obradovic”.

 

 

Ayrıca Göz Atabilirsiniz

Yorum Yap

Your email address will not be published.