CSKA-FBU: 75-81..Artık Bu Seviyelerin Takımıyız

by

CSKA’yı yenmek nerede olursa olsun çok zor, bu ligin en iyi hücum takımı olduğunu herkes kabul ediyor. Bu onların kötü bir savunma takımı olduğu sonucu çıkartmıyor tabi ki, istedikleri zaman ne kadar baskılı ve sert savunma yaptıklarını da defalarca gördük. Ancak böyle bir takımı iki maçta da 75 sayının altında(ilk maçtaki normal süre skorundan bahsediyorum) tutabilmek  gerçekten büyük bir başarı. O maçta ve hatta sonraki Olympiacos maçından sonra maç sonunu iyi oynayamamış olmamız nedeniyle yenilmiş ve büyük eleştirilere maruz kalmıştık. Halbuki dün oynadığımız CSKA maçı ile kendi sahamızda oynadığımız CSKA maçı arasında sergilediğimiz basketbol açısından çok büyük bir fark yok. Önemli olan bu tarz takımlara karşı ne şekilde mücadele edebildiğimiz ve maçın içinde ne şekilde kalabildiğimiz.

EL’in elit takımlarını düşündüğümüzde bu sene oynadığımız rakiplerimize göz önüne alırsak normal sezondaki Barcelona ve Panathinaikos maçları ve Top16 daki 2 CSKA ve 1 Olympiacos maçlarını konuşabiliriz. Bu maçların içinde bir tek deplasmandaki Panathinaikos maçında dağıldık ve ezildik. Ancak o gün yaşananları da herkes hatırlayacaktır, ne attılarsa sokmuşlardı. O maçın  haricindeki üst seviye takımlarla oynadığımız 6 maçın 6’sında da maçın içinde kaldık. Küçük detaylar, ufak hatalar ve serbest atışlar nedeniyle maçlar kaybettik.

Dün akşamki maç artık herkese bu seviyelerde tüm elit takımlarla başabaş oynayıp maç kazanabileceğimizi ispatlamıştır. Bundan daha önemli bir şey yok benim için.

Şunu söylemek lazım. Maç önü yazımda da bahsettiğim gibi biz karakteristik özelliği savunma olan takımlara karşı , karakteristik özelliği hücum olan takımlara karşı olduğundan daha çok zorlanıyoruz. Bu nedenle kendi sahamızda oynadığımız ve kaybettiğimiz CSKA ve Oly maçlarından sonra bu iki takımla oynayacağımız deplasman maçlarından galibiyet çıkarma şansımız olduğunu ancak bunun sadece CSKA için olabileceğini söylemiştim. Şimdi iki hafta sonra Oly ile karşılacağız. O maç CSKA maçından çok zor ve sert geçecektir. Benim şahsi fikrim ordan galibiyet çıkartmak Fenerbahçe Ülker’in en zor yapabileceği şey. Real’i de, Maccabi’yi de yenebiliriz deplasmanda. Zaten Barcelona ve CSKA’yı yendik. Ancak Olympiacos gibi takımları hele büyük bir seyirci desteği ile kendi sahasında daha da sert oynayan bir takımı yenmek bizi bu ligin en önemli takımlarının başına yerleştirecektir.

Maç aslında bizim açımızdan olabilecek en iyi şekilde başladı. Burada Obradovic’i tebrik etmek lazım. Çok sert ve çok yüksek konsantrasyon ile ve olabilecek en iyi beşle başladık maça. Zoc maçın başının çok önemli olduğunu ve CSKA’nın eğer iyi başlarsa bir daha arkasına bakmadan devam edeceğini ve bizim maça girebilmemizin çok zor olacağını bildiğinden buna karşı önlemlerini almıştı. Bizim iyi ve sert savunmamızın haricinde, hücum ribaundlarındaki aşırı istekli ve agresif halimiz rakibi fazlasıyla şaşırttı. Bir türlü istedikleri şut ritmini de bulamamış olmaları onların 5 dk boyunca sayı bulamamaları sonucu doğurdu. Score board’da 10-0 yazıyor olması ve bunun bizim lehimize olması bu maçın kazanılacağına olan inancı önce takımda sonra herkeste arttırdı.

Maçın başında şutlarının girmemesiyle daha çok potaya yakın oynamaya çalıştı CSKA , biz ise rakibin bu şaşkınlığı sırasında aslında yaptığımız 10-0 serinin çok daha yukarı çıkmasını basit hatalarımızla engelledik. Zaten maç boyunca öyle top kayıpları ve basit hatalar yaptık ki, aslında bu seviyede böyle bir rakiple oynarken böyle lüksleriniz olmaz. Bu hataları her seferinde savunma sertliğimiz ile rakibi hücumlardan boş döndürürek telafi ettik.

İlk çeyrekte sadece 10 sayıda kaldı CSKA. Tabi bunun böyle devam etmesini beklemiyorduk ancak ikinci çeyrekte de 27 sayı yemenin hiç de anlamı yoktu. İlk çeyreğin aksine 2. çeyrek iki takımın da skor bulmakta zorlanmadığı bir çeyrek oldu. Sadece ilk çeyrek boyunca sadece sonunda bir tane üçlük bulabilen CSKA 2.çeyrekte tam 4 üçlük isabeti buldu ve ilk yarı 37-39 lehimize tamamlandı.

İlk yarı boyunca topu dolaştırmakta ve oyun kurmakta aslında çok sıkıntı çektik. Ne Zisis ne de yerine giren Hickman organizasyona çok destek olamadılar. Hickman skor üreterek takıma katkı verdi ancak Zisis onu da yapamadı maalesef. 17 dk boyunca sahada kalan Zisis maçı 0 sayı, 0 asist ile tamamladı. İşin savunma tarafında elinden geleni yaptığın söylemek lazım ancak bu tecrübede bir pg’ın bu seviyedeki maçlarda takıma daha fazla destek olması gerekiyor. Bogdan’ın sahada olması ve Emir’in katkılarıyla biraz olsun topu döndürüp organize olabildik ama çok da başarılı olduğumuz söylenemez. Hücum tarafında en iyi yaptığımız şey uzunlarımızı kullanmaktı. Glock da zaman zaman devreye girip sıkışan hücumlarda zorlama da olsa sayılar bularak görevini yaptı. Ancak özellikle Bjelica ve Vesely başta olmak üzere Oğuz ve Zoric de elinden geleni yapıp rakip pota altında çok ciddi bir hakimiyet kurmamızı sağladılar.

3.çeyrekte faul hakkımızı erken doldurmamızın da etkisiyle sıkça çizgiye gittiler. Hatta Teodosic bir ara sırf bunun için oynayıp aslında istediğini aldı. Ancak bir dakikadan sonra hakemler de artık onun sadece faul almaya çalıştığını anladıktan sonra her showuna faul çalmaz oldular ve bu da onlara bir kaç top kaybına neden oldu. Tamamen dengede geçen bir çeyrek yaşandı ve CSKA’da bu çeyrekte bizim de yardımımızla öne geçmeyi başardı. Bu periyotta bir dönem oyuna giren Semih hem pota altı sertliği yarattı hem de bir kaç pozisyonda yaptığı smaçlarla rakip pota altında etkili oldu. Ancak bununla beraber yaptığı basit hatalar nedeniyle biz de fazlasıyla top kaybı yaşadık.

Kirilenko’nun hazır olmaması nedeniyle katkı verememesine rağmen klasik De Colo&Teodosic ikilisi fazlasıyla görevlerini yaptılar. Ancak maç boyunca şut ritimlerini buldukları söylenemez ve bunda bizim savunmamızın çok büyük rolü vardı. Ayrıca maç boyunca uzunlarını kullanmak için çok istekli olmalarına rağmen onları da hiçbir şekilde devreye sokamadılar.

Son çeyrek ise tamamen bir sinir harbi ve taktik savaşı şeklinde geçti. Obradovic bu maçta Efes maçında yaptığı gibi ısrarcı olmaktan vazgeçip rotasyonu çok iyi kullandı. Ara ara gitgellerin yaşanmasına rağmen maç kimse lehine kopmadı. Son çeyreğin 5. dakikasında 67-63 ile 4 sayı öne geçip  tam kontrolü ele almak üzerelerken Bogdan’ın üçlüğü ve arkasına Vesely’nin basket faulü ile yeniden 2 sayı öne geçmeyi başardık. Bu çeyrekte hücum ribaundu üstünlüğünü tamamen ele geçirdi CSKA. Karşılıklı basketlere geçilirken biz 71-73 önde olduğumuz sırada Teodosic kalabalığın içinden çok zor bir şut deneyip kaçırdı. Hines’ın yine ribaundu alması ve çalınan faul sonrası çizgiye gelmesi ve sonrasında birini kaçırmasının ardından Glock da çizgiye gidip bir serbest atış kaçırdı ve fark yine 2 sayı devam etti. Ve bundan sonra aslında belki de biz istesek olmayacak bir şey oldu ve Teodosic yine egosuna yenik düştü. Kaçırdığı bir şutun arkasından yaptığı faule itiraz edip 2 teknik faul ile diskalifiye oldu. Kesinlikle EL en yetenekli ve kaliteli pg’ı olmasına rağmen hala egosuyla başedemiyor Teodosic. Aslında ispatlaması gereken hiçbir şey yok ve bazen maçları kazanmak için onun inanılmaz şutlar sokmasına da ihtiyacı yok CSKA’nın. Avrupa şampiyonası sonrası aslında bu problemlerinden kurtulduğu düşündürtmüştü bize, ancak yanılmışız. Gerçi bundan dolayı teşekkürlerimizi iletiyoruz kendisini ama hem maçı kazanmamızı hem de sayı averajını almamızı sağlayan en önemli faktör oldu kendisi.

Bu zafer sonrası artık grupta da şansımız ilk için artmış durumda. Laboral’in de Efes’i yenmesiyle geri kalan maçlarda başka sürpriz sonuçlara da rastlayabiliriz. Bundan sonra kendi sahamızdaki maçlarda hata yapmayıp ilk dördü garanti altına alıp ilk iki için sansımızı zorlamalıyız.

Maçın bir çok kahramanı vardı. Ama bana göre en önemlisi Obradovic’di. Hem maç öne stratejisi hem de maç içindeki oyuncu değişiklikleri ve mola zamanlamalarıyla maça tam anlamıyla damgasını vurdu.

Itiodis’in head coach olmasından sonra oynadıkları 4 maçı da kaybetmesine rağmen en kritik yerde çok önemli bir galibiyeti almış olması nedeniyle onu tebrik ediyorum. Ve galibiyette tüm maç boyunca yapılan hatalara rağmen bir an bile mücadeleyi bırakmayan oyuncularımızı da tüm içtenliğimle kutluyorum.

Herkese iyi haftalar.

MAÇIN İSTATİSTİKLERİ

 

Ayrıca Göz Atabilirsiniz

1 Yorum
  1. ade 3 sene önce
    Yanıtla

    Herseye ragmen Teo imzayı attı ve en kritik yerde bizi rahatlattı.. Kendisine en derin saygılarımla 🙂

Yorum Yap

Your email address will not be published.